Alican Çakıl

Atraksiyonlu bir web günlüğü.

Deja vu

Temmuz20

Film keyfim dur durak bilmiyor.

Hergün yeni birtanesini izliyorum. Arşiv yapsam aslında piyasanın en güzeli olur ama :D neyse… Bu seferki film imiz deja vu. Güzel bir bilim kurgu uyarlaması olmuş.

http://www.sineport.com/poster/2007/dejavu.jpg

“Bu anı daha önce yaşamıştım.” Hissini yaşarken hiç düşündünüz mü? Ya bu his geçmişten gönderilen bir uyarıysa… Ya da geleceğe dair ipuçları? Ajan Doug Carlin, New Orleans feribotundaki bir patlamadan sonra kanıtları incelemek için olay yerine çağırılır ve beyninde dönen deja vu’ların sandığı kadar ufak şeyler olmadığını ve yüzlerce insanı kurtarabileceğini görür.

posted under Genel | No Comments »

Hitman Film Yorumları

Temmuz19

Sınırsız ADSL tarifesine geçtiğimdenmidir bilinmez birsürü film çekmeye başladım internetten. Evet tamam korsan ve divx sitelerinden :)

http://www.filmwad.com/fw_images/hitman.jpg

bundan sonra da her film i tek tek yorumlayacağım. Birkaçtanasini zaten sitede verdim. film etiketinden bulunabilir.

Herneyse bugun Hitman’ı izledim. ilk başta pek hoşnut değildim isminden ancak forumlardaki yorumlara bakılırsa gerçektende güzel bir film imiş. ki öyle de.

Timothy Olyphant (Deadwood; Live Free or Die Hard) ‘ın başrolünde oynadığı film gizemli ve karmaşık bir kişiliğe sahip olan kahramanın yaşadığı etkileyici olayları nefes kesen bir ivme ile anlatıyor. Dünyanın en acımasız suçluları tarafından eğitilen kahramanımız Kilise kardeşliği tarafından yetiştirilmiştir. Varlığı bile bu yüzden kilise tarafından günah olarak düşünülmekte fakat onun kötülerden uzak durmaya olan gayreti de bilinmektedir. Çok zeki, karizmatik, çekici ve hakkında ensesinde kazılı olan bir barkod dışında hiç bir şey bilinmeyen bir kahraman…

Demiş bir film sitesi…

Arşivde bulunması gereken bir film.

posted under Genel | No Comments »

iPod Touch Alasım var!

Temmuz17

Merhaba,

Sanırım ilk ipod touch u canlı olarak Bora abimin elinde görmüştüm. Tabii kendisi şu anda askerde. Hatırlıyorum… Şubat aylarından biriydi. Mecidiyeköyde hafta içi her gün önünden geçtiğim, şu meşur Hürmet Keçeli iş hanında bulunan Nixcon Network’s a gidesim vardı. Tabii datacenter ilginç bir yer. Nixcon u diğerlerinden ayıran en büyük özellik, Dedicated müşterilerinin makinelerini bile kapıdan almasıydı. Kolay kolay müsafir kabul etmiyorlardı. Herneyse içeride şu meşur freebsd q6600 hackhell mysql sunucusunu versiyon upgrademi ne bişeyle ugrasıyorduk sanırım.

Herneyse, konu anılarıma kaymadan ben ipod touch hakkında mini bilgiler vereyim.

Öncelikle PcLabs gen tr de videosu var. Çokta güzel hazırlamışlar. hem videoyu hem siteyi. WordPress in teması çokta güzel olmuş. Keşke bana hediye etseler :)

Herneyse,

Nerden alırım diye başladım araştırmaya.

Birde ne göreyim. Bir blog tutkunu arkadaşımız gitmiş kolilerce pepsi almış ve şifresini göndermiş.
eee azimle şey yapan duvarı delermiş derlerya. sanırım 2-3 koli pepsiden sonra tutturmuş arkada ipod tocuh u.

Gerçekten ilginç.. tutturmuş sonunda arkadaş almış touch unu :)

Birkaç kare fotoda ekleyelim. Adettendir…. :)

http://www.alialtugkoca.com/word/wp-content/uploads/2007/09/hero20070905.png

Bir Apple ürünü olan ipod Touch nın özellikleri:

  • 8GB veya 16GB Kapasite
  • YxGxD (mm): 110×61.8×8
  • Ağırlık: 120g
  • Ekran: LED aydınlatmalı 3.5-inç (480X320 çözünürlük)
  • USB 2.0 üzerinden veri transferi, 802.11b/g WiFi bağlantısı
  • Pil ömrü: 22 saate kadar müzik ve 5 saate kadar video süresi
  • Desteklenen ses formatları: AAC (16 – 320 Kbps), Korumalı AAC (iTunes Music Store’dan), MP3 (16 – 320 Kbps), MP3 VBR, Audible (format 2, 3 ve 4), Apple Lossless, AIFF ve WAV
  • Desteklenen video formatları: .mp4, .m4v, .mov soneklerinde, AAC ses dosyalarına sahip 640×480 çözünürlüğüne kadar H.264 ve MPEG-4 formatları

Fiyatını araştırıyorum. 800YTL civarı olmalıydı. Alırsam pclabs gibi bende video ekliyeceğim :)

posted under Genel | 7 Comments »

Ben Efsaneyim im Legend Film özeti

Temmuz17

Merhaba,

Will smith sinema film’i çeker de gitmezmiyim? Maalesef ki gidemedim. IM Legend yani Ben Efsaneyim filmi Çılgın dersane yayımlandığında çıkmıştı piysaya. Çılgın dersaneyi sinemada izlediğimde yaptığım yorum şurada. http://www.ali-can.com/blog/cilgin-dersane-kampta-imis-sacma/ bu film e kız arkadaşımla beraber gittiğimden ben efsaneyim bir şekilde kaçtı. Daha sonra vakit ayıramadık v.s.

Ama sonunda sağ olsun türk warez divix sitelerimiz sayesinden internetten indirdim ve izledim.

Gerçekten izlenmeye değer çok güzel bir film.

Film afişi şöyle:

http://img404.imageshack.us/img404/2157/27922812823aa0to6.jpg

Film özeti ise şöyle.

“Benim adım Robert Neville. New York şehrinde hayatta kalan biriyim. Sesimi duyan biri varsa…herhangi biri. Lütfen. Yalnız değilsin”.

Robert Neville çok başarılı bir bilim adamıdır, ama o bile tedavi edilemeyen, insan yapımı o korkunç virüsü kontrol altına alamamıştır. Her nasılsa virüse bağışıklık gösteren Neville, New York şehrinden, hatta belki dünyadan arta kalan yerde, hayatta kalmış tek insandır. Neville üç yıl boyunca inancını yitirmeden her gün telsiz mesajı göndererek, umutsuz bir şekilde, hayatta kalmış başka insanlar bulmaya çalışır. Ama yalnız değildir. Belki de insanoğlunun son ve en iyi umudu olan Neville’i ayakta tutan tek şey kendine düşen görevi yerine getirme arzusudur: Kendi kanını kullanarak virüsün etkilerini tersine çevirecek bir tedavi bulmak. Ama karşısındakilere karşı sayıca az olduğunu bilmektedir… ve zamanı da hızla tükenmektedir.

Efektleri ile gayet tatmin edici olan bu film. Arşivinizde bulunmalı.

posted under Genel | 1 Comment »

Gerçek Bir Dostluk Hikayesi

Temmuz16

Gerçek dostlukların bittiği bu günlerde, belki böyleside kalmıştır diye düşünmek için bir hikaye. Okuyabilirsiniz.. pekte vaktinizi almaz.

Çok samimi iki dost ve arkadaşlardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz atılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf, dürüst ve sessizdi. Bir gün kurnaz olan arkadaş , diğer arkadaşın yanına giderek işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir. Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir. Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok
beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez.Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardır ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.

Zaman içinde Saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir
ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek arkadaşının iş yerine gider
ve kendisine çalışması için iş vermesini ister. Arkadaşı ona iş vermez. Bizimki pişmanlık ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadaşına kızamaz. Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlı bir adam yaklaşır. Fakir olduğu için ilaç alamadığını söyler. Bizimki yaşlı adamcağıza acır, istediği ilaçları alır ve adamcağıza verir. Kısa bir süre sonra yaşlı adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır.

Saf adam artık zengindir. Biraz da sevdiği dostuna olan kırgınlığıyla dostunun iş yerinin karşısında bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur, Kimsesi olmadığını
öğrendiği kadına; Kendisinin de yanlız olduğunu söyler ve bu evde birlikte
yaşıyalım sen evin işlerini ve yemekleri yaparsın der, yaşlı kadın hiç
düşünmeden kabul eder. Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine
uygun bir kız bulup evlenmesini söyler. Bizimki böyle bir kızı nasıl
bulacağını, kendisinin tanıdığı olmadığını söyler.Yaşlı kadın ona uygun bir
kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmeler
sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır. Bizimkisi
kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yinede unutamamıştır. Biraz da
geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir .
Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek
isteğiyle mikrafonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya; Eskiden çok
sevdiğim bir dostum vardı. Bir gün işleri bozulunca benden borç para istedi elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim . Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. işlerim bozulduğunda onun fabrikasına gittim ve çalışmak için kendisinden iş istedim. Bana iş vermedi. çok üzüldüm, ama yinede arkadaşıma kızmıyorum .çünkü biz gerçek dosttuk. Bu konuşma üzerine kurnaz olan arkadaşı daha
fazla dayanamaz mikrofonu eline alır ve başlar konuşmaya;
Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı.
İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını bana verdi.
Sonra ondan nişanlısını istedim, üzülerek nişanlısını da verdi. Nişanlısını
istememin nedeni o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı (Hayat kadınıydı)
Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu
şekilde kurtardım.İşleri bozulduğunda gelip benden iş
istedi, Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden iş vermedim.
Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam ölmek
üzereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın benim annemdi.Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için gönderdim. Şu anda evlenmekte olduğu kız de benim kız kardeşim. Onu arkadaşımla evlenmesine ben ikna ettim.

Der…

posted under Genel | 1 Comment »

İstanbulda Gezilebilecek Yerler

Temmuz15

Dün çok düşündüm. Alican ? Acaba istanbulda gezmediğin.. Gezemediğin yerler var mı diye?. Sanırım pekte kalmamış… Tabiki vardır. Arka sokaktaki tornacı belkide ileride ki bisikletçi. ama şöyle kısaca bir özetlemek gerekirse, bir istanbullu olarak şu alttaki listeyi sanırım çıkarabilirim.

Adalar: Atlı güzel faytonlar. Bisikletle ufak bir ada gezisi (1-2 saat kadar :) ) , plajlar…
Bağcılar: Okuma yazma kursu, Engelliler Sarayı.
Bakırköy: Akıl Hastanesi, Havaalanı, Özgürlük Meydanı,.
Bayrampaşa: Cezaevi.
Beşiktaş: Yıldız Parkı, İnönü Stadı,
Kabataş, Dolmabahçe Sarayı, Ortaköy Camii, Çarşı Taraftar Grubu.
Beykoz: Hidiv Kasrı, Yuşa Tepesi, Anadolu Hisarı,
Beyoğlu: İstiklal cd. Galata kulesi, Yeşilçam Sokağı, Arka Sokakları, Taksim Meydanı, Kasımpaşasporu, Hacı Hüsrevi,
Büyükçekmece: B.Çekmce Gölü, Tüyapı, Televizyon Kulesi(yapımı sürüyor, belediye, Avrupa’nın 3. büyük kulesi)
Eyüp: Türbesi, Piyer Loti, Belgrat Ormanları, Haliç(en uzun sınır Eyüp’te), Oyuncakçıları, Feshanesi.
Eminönü: Sultanahmet camii ve köftesi, Kapalı çarşı, Mısır Çarşısı, Topkapı sarayı, Ayasofya, Gülhane, Vefa bozası, Süleymaniye, Babıáli Yokuşu, Beyazıt Meydanı, Sahaflar Çarşısı, Sirkeci, Cağaloğlu,
Fatih: Camii, Vatan caddesi, Sulukule, Zeyrek, Bozdoğan Kemeri, Karagümrük, Fener Gaziosmanpaşa: Gazi mahallesi, Gaziosmanpaşa Anıtı
Kadıköy: Moda, Boğalı Altıyol, Bağdat caddesi, Caddebostan plajı, Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı, Salı Pazarı, Kalamış
Káğıthane: Sadabad (yapımı sürüyor, belediye), Miniatürk, Kartal: Cezaevi, Eğitim ve Araştırma Hastanesi,
Maltepe: Sigara fabrikası, Bakireler Tapınağı, Yayla Sanat Merkezi, Briyas sarayı
Pendik: Aydos tepesi, Marina ve fuar merkezi(yapımı devam ediyor, belediye) Kurtköy
Sarıyer: Tarabya, İstinye, Aşiyan, Parkorman, Baltalimanı, Kilyos, Rumeli Hisarı, Balık restorantları.
Sultanbeyli: Gecekonduları(ıslah çalışmaları sürüyor, belediye)
Şişli: Akmerkez, Mecidiyeköy, Teşvikiye Camii, Harbiye Ordu Evi, Askeri Müze, Ali Sami Yen Stadı, Abide-i Hürriyet, Nişantaşı, Darülaceze Tuzla: Tersaneleri, Balık restoranları, Denizcilik Fakültesi, Harpokulu, Formüla, Entegre Et Tesisleri, Akfırat
Ümraniye: Yeşilvadi Konakları, Modoko, IKEA
Üsküdar: Kız Kulesi, Karacaahmet Mezarlığı, Çengelköy Hıyarı, Beylerbeyi, Kandilli Rasathanesi, Çamlıca Tepesi, Selimiye Kışlası, Zeynep Kamil Hastanesi, Harem, Marmaray, Capıtol. Şile: Bezi, Festivali ve Ağva’sı.
Zeytinburnu: Veliefendi Hipodromu, Yedikule Zindanları Son söz: Güzelliklere güzellik katanları alkışlamalı, gezilebilecek mekánları da ömrü hayatımızda değerlendirmeye çalışmalıyız. Ne dersiniz, haksız mıyım?

posted under Genel | No Comments »

Ayrılık….

Temmuz12

Herşeyin bir bir sonu var derlerdi de inanmazdım. Meğerse gerçekten öyleymiş. Elbette böyle. Hatta her güzel şeyin bir sonu vardır. Sonu belki güzel, belkide istemediğin gibi biter ya? İşte bu öyle. Acı bir tat var orda. Tam orada, kalbimde..


Elveda demenle yıkıldım o an,
Hayal mi gerçek mi anlayamadım…
Gözümün önündeydi o yüzün bir an
Ağlamak istedim de ağlayamadım…

Şimdi beni istiyorsan neden geleyim?
Kalbimi kırmana bir daha nasıl izin vereyim ?
Bakma öyle gözlerime sen beni kaybettin…
Bir daha asla demeliyim…
Ama ben, sen gibi Diyemeyeceğim….

Read the rest of this entry »

posted under Genel | No Comments »

C ve C++ Arasındaki Farklılıklar

Temmuz7

C İLE C++ ARASINDAKİ FARKLAR

C diline (veya) C++ diline yabancı olan fakat merakla izleyen çoğu kimsede ilgi uyandıran bir konu olacağı düşüncesiyle bu makalenin faydalı olacağını ümit ediyoruz.

Öncelikle şunu belirtelim; bu makalenin konusu bir takım teknik konuları veya kod parçalarını incelemekten ziyade bu dillerin temel farklılıkları üzerinde olacak.

Programlama dillerinde tasarım yönünden eksiklikler olabilmektedir. Şu ana kadar 1500 civarında programlama dilinin varlığından söz ediliyorsa bunun en önemli nedeni dillerin daha çok spesifik amaçlar için tasarlanmasıdır. C++ dilinin ortaya çıkışını bu bağlamda ele alabiliriz. C++ dili C dilinden türemiştir. Yani C++ dili; C’deki eksiklikler giderilerek ve C’ de olmayan birçok ek özellik getirilerek ortaya çıkmıştır diyebiliriz.

C++’ ın en başta gelen farklılığı ise Nesne Yönelimli (Object-Oriented) olmasıdır. Buna karşın C fonksiyonel bir dildir (procedural). Peki tam olarak nedir Nesnel Yönelimli Programlama? Kısaca değinecek olursak; C dilinde (veya fonksiyonel herhangi bir dilde) program yazarken programımızı fonksiyonlara parçalar ve tasarlardık. Yani programımızın temel parçası fonskyionlar idi. C++ da ise programlarımızın temel birimi nesnelerdir. Örneğin bir satranç oyununu simule eden programı yazdığımızı düşünelim. Programda bazı nesnelerin Satranç tahtası, Piyon, Vezir, vs olacagini düşünebiliriz. Bu şekilde program yazmak hepimizin farkedecegi gibi daha kolay ve en önemlisi de gerçeğe daha uygundur. Zaten nesne yönelimli programlamanın ortaya çıkışında yatan ilham kaynaği da diyebileceğimiz en önemli unsur gerçek dünyayı modelleyebilmektir.

Farklı bir örnekle konuyu açıklamaya çalışalım. Mesela programımızda otomobil diye bir nesnemizin olduğunu düşünelim. Bu nesnenin direksiyon, fren, kapı gibi elemanları oldugu gibi gitmek, hızlanmak gibi özellikleri de olmalıdır. Hatta bu alt elemanların da kendilerine ait elemanlari ve özellikleri olduğunu ve otobomil nesnesinin de üyesi olduğu daha kompleks bir nesne olduğunu düşünebiliriz. Işte C++ bize böyle karmaşık yapıyı kolayca tasarlayabileceğimiz bir araç sunuyor. Bu yapıyı program içinde C de olmayan yeni bir anahtar sözcük (keyword) olan class (sınıf) ile kuruyoruz. class yapılarının C deki struct veri yapısına benzediği kısmen doğrudur fakat artık class yapıları içinde fonksiyon tanımlayabiliyoruz.

Basit bir örnekle açıklayacak olursak; C de oluşturduğumuz iki tane farklı yapı düşünelim. X ve Y yapilari. X’ i Y’ ye kopyalamak için Y = X; gibi bir ifade kullanamazdık. C++ ile kopyalamanın ne şekilde olacağını belirterek bunu doğal olarak yapabiliyoruz.

Bu noktada sorabilecegimiz en önemli soru şudur : Bu işlemi biz C dilinde de farklı bir yolla yapabilirdik, o halde neden C++? Şunu belirtelim ki C++ ile yazabildigimiz tüm programları kesinlikle C diliyle de yazabiliriz. Fakat programımızın boyutu büyüdükçe, karmaşıklıgı arttıkça ve zamanın bizim için çok önemli oldugunu düsündüğümüzde artık yazabilmekten ziyade hızli, kolay ve efektif bir şekilde program yazmanın gerekliliği ortaya çıkıyor ve bu noktada Nesne Yönelimli Programlamanın ihtiyacını hissediyoruz.

Aslında burada belirtilmesi gereken diger bir husus daha vardır. C ile de şüphesiz nesnel programlama yapabiliriz. Fakat bunu yapabilmek oldukça zordur. C++ ise Nesne yönelimli programlamaya imkan vermekten öte zaten bu paradigmaya göre tasarlanmıştır ve yapısındaki araçlar sayesinde bunu kolaylaştırmıştır.

C İLE C++ ARASINDAKİ FARKLAR (Bölüm 2)

İlk yazımızda bu diller arasındaki en önemli farkın paradigmaları olduğunu belirtmiştik. Dolayısıyla bu dilleri karşılaştırırken aslında yaptığımız işin nesnel yönelimli programlama ve yapısal programlamayı karşılaştırmak olduğunu izah etmeye çalışmıştık. Aslında bu diller arasındaki farkı anlamak için biraz da C dilinden C++ dilinin gelişimine kadar kısa bir zaman dilinde gerçekleşen yazılım dünyasındaki yenilikleri incelemek gerekir. Fakat bu yazımızda nesne yönelimli programlamanın olmazsa olmaz en önemli birkaç temasına değinmeye çalışacağız. Ayrıca C++ dili ile yapabileceğimiz basit ve kullanışlı örneklerden bahsederek konuyu yeni öğrenen ve C++ dili ile henüz tanışan birisinin zihninde biraz olsun somutlaştırmak istiyoruz.

C++ konularına genel bir bakış

:: Operator Overloading (Operatörlerin Yüklenmesi) ::

Nesne Yönelimli Programlamada (NYP) her şeyi birer nesne, her fonksiyonu da bu nesnelere hizmet eden birer metot olarak düşüneceğiz. Bunun işleri nasıl kolaylaştırdığını bir kaç küçük sınıf yazarak anlamak çok kolay olacaktır Operator Overloading ve Function Overloading konuları tam olarak nesne yönelimli programlamaya özgü sayamayacağımız konulardır. Fakat bu temalarla ilk olarak C++ ve NYP öğrenirken karşılaşıyor olmamızdan dolayı burada değinme ihtiyacı hissettik. Konuya en sık kullanılan sınıflardan bir örnek vererek başlayalım.

Örneğin Tarih adlı bir sınıfımız olsun. Bu sınıf türünden tarih1 adlı bir nesnenin yıl, ay, gün, saat vb. elemanları olsun. Buraya kadar sınıf diye bahsettiğimiz kavramı C deki bir struct yapısı gibi düşünelim. Şimdi tarih2 isimli ikinci bir Tarih türünden nesnemiz olsun. Ben bu iki tarih arasındaki farkı bulmak ve sonucu da tarih3 isimli bir değişkene atamak istiyorum. Bunu C dilinde şöyle yapabilirdik. Önce TarihCikar adlı bir global fonksiyon yazar ve bu nesneleri TarihCikar fonksiyonuna argüman olarak göndeririz. Fonksiyonun geri dönüş değerini de tarih3 adlı değişkene atarız. Kabaca;

tarih3 = TarihCikar(tarih2, tarih1);

şeklindedir.

Aslında perde arkasında C++ dilinde de yaptığımız şey bundan çok farklı olmayacak. Fakat en başından beri bahsettiğimiz gibi amacımız daha doğal ve kolay bir programlama tekniğini öğrenmek. Bunu C++ dilinin bize sunduğu operator overloading aracından faydalanarak şu şekilde yapabileceğiz;

tarih3 = tarih2 – tarih1;

Ne kadar hoş bir kullanım, değil mi? Hatta iki tarihi kıyasladığımızı düşünelim. Burada da tahmin edebileceğiniz gibi tarih2 > tarih1 şeklinde bir ifade kullanabilmeliyiz. Zaten mantıklı ve doğal olan da bu işlemleri bu şekilde yapmaktır.

Burada belki sizin de fark ettiğiniz bir noktaya değinmek gerektiğini düşünüyorum. C dilinde de her ne kadar farkında değilsek de operator overloading aracından faydalanıyoruz. Örneğin; 2 + 3 veya 2.5 + 3.7 gibi. Burada + operatörü birinde int ve diğerinde double türden olmak üzere farklı türden operandlar alıyor ve operandların türüne göre farklı bir şekilde işlem yapıyor. Fakat C++ dilinde bu tür ifadeleri programcılar kendi yazdıkları türler için de oluşturabilecektir.

:: Function Overloading (Fonksiyonların Yüklenmesi) ::

Farklı bir örnekle devam etmek istiyorum. KareAlInteger isimli bir fonksiyonumuz olsun. Bu fonksiyonun yaptığı iş argüman olarak gönderdiğimiz int türünden bir değerin karesini almak olsun. Ama şimdi burada ufak bir sorun oluştu. Fonksiyonumuza double türden bir değer gönderdiğimizde fonksiyon doğru çalışmayacaktır. Bu sefer double türden değerler için işlem yapan KareAlDouble isimli yeni bir fonksiyon yazmak zorunda kalacağız. Function overloading yardımıyla aynı isimli fonksiyonların farklı şekillerde çalışmasını sağlayabiliriz. Örneğin KareAl(5), KareAl(5.5) ve hatta KareAl(“CPlusPlus” gibi. Tüm bu durumlarda fonksiyonun adı değişmeyecek şekilde, aldığı argümanın türüne göre yaptığı işlemleri değiştirebiliriz. Bu durumda hangi fonksiyonun çağırıldığı alınan parametrelerin sayısı ve türlerine göre belirlenecektir.

:: Inheritance (Türetme) ::

Türetme konusu Nesne yönelimli programlamanın en önemli konularından bir tanesidir. Sınıflar arası ilişkiyi/hiyerarşiyi belirlemek ve bu hiyerarşiden faydalanmak için türetme yaparız. Örneğin kendisinden özelleşmiş sınıflar türeteceğimiz ve bu sınıfların en genel/ortak özelliklerini barındıran Şekil isimli bir taban sınıf ve bundan türeyen Kare, Dikdörtgen, Daire gibi onlarca sınıf olsun. Şekil sınıfından türeyen çok sayıda sınıfımız varsa, türetme yardımıyla bu sınıfları kullanmak kodun revize olması noktasında bize büyük kolaylık sağlayacaktır. Tahmin edebileceğiniz üzerece bu şekilde bir yöntemin en başta getireceği kolaylık; adı Şekil olan taban sınıftaki bir değişikliğin tüm sınıflara yansıması olacaktır.

:: Polymorphism(Çok Biçimlilik) ::

Polymorphism NYP’ de kavranması en güç konular arasında yer almaktadır ve türetme konusuyla iç içedir. Onun için bu konuya başlamadan önce türetme konusunun iyi bir şekilde anlaşılmış olması gerekir. Konuya kısaca değinmek gerekirse; örneğin türetilen sınıflarımıza ilişkin öyle bir metot olsun ki bu metot kavramsal olarak tüm sınıflarda aynı işi icra etsin fakat yaptığı işlem her bir türetilen sınıf için farklı olsun. Daha açık bir örnek vermek gerekirse; bahsettiğimiz Şekil sınıfının AlanHesapla isimli bir metodu olabilir ve türeyen sınıfların her birinin bu metodu kendileri için farklı bir şekilde yeniden tanımlaması kullanışlı olabilirdi. Düşündüğümüzde gerçekten de kapsamlı projelerde böyle bir sorunla sık sık karşılaşacağızdır. Bu noktada bahsettiğimiz mekanizmayı gerçekleştirmek için sanal fonksiyon kavramıyla tanışacaksınız. Sanal fonksiyonlar taban sınıfta önceden tanımlanır veya bildirimi yapılır ve türetilen sınıflarda yeniden bildirimi yapılarak istenilen şekilde çalışması sağlanır..

:: Ve Standart Template Library (STL yani Şablon Bazlı Kütüphane) ::

STL, Şablon bazlı sınıfların yer aldığı C++ dilinin standardı ve vazgeçilmezi haline gelmiş bir kütüphaneden ve türden bağımsız algoritmalardan oluşmaktadır. Peki şablon bazlı kütüphane derken tam olarak neyi kastediyoruz? Şablon bazlı ifadesini kütüphanenin türden bağımsız olduğunu ima etmek için kullanıyoruz. Kullanımı açısından fonksiyonların yüklenmesi aracını anımsatsa da çalışma mantığı olarak çok farklıdır. Tam olarak neyden bahsettiğimizi bir örnekle anlatmaya çalışalım. Bir sınıf yada fonksiyon düşünün; bu sınıfın temelde yaptığı işlem türden bağımsız olsun. Öyle ki siz sınıfı yazarken tür bilgisine dair hiçbir bilgi vermeyeceksiniz. Herhangi bir X türü için yazıyormuş gibi sınıfı yazacaksınız ve sınıfı kullanırken istediğiniz türe göre tanımlayabileceksiniz. Yani programcı sınıfı oluştururken algoritmayı yazacak ve tür bilgisiyle ilgilenmeyecek. C++ dilinde bu şekilde hazırlanmış ve standart haline gelmiş geniş bir sınıf kütüphanesi mevcut olmakla beraber kendiniz de bu tür sınıflar oluşturabilirsiniz.

posted under C | No Comments »

Sevdiğin Kadar Sevilirsin…

Haziran17

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün
Gülebildiğin kadar mutlusun
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın

Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin
işte budur hayat!
işte budur yaşamak
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,

Sevdiğin Kadar  Sevilirsin!!!

şiir:Can Yücel

posted under Genel | No Comments »

Hiç Bizimkini Yedinizmi?

Haziran14

İnternette gezerken gördümde. Hakkaten iyiymiş. :-)

posted under Genel | No Comments »
Pages: Prev 1 2 3 4 5 Next
« Older EntriesNewer Entries »